Tiyatro Gülgeç

çocuklar ve yetişkinler için kukla tiyatrosu

Sevdiğimiz ve ürettiğimiz her yer evimiz

(Tiyatro Gülgeç neden şehir değiştirdi)

 

Korona süreci başladığında, kızımız 14 aylıktı. Ve biz zaten 14 ayın büyük bir kısmını evde geçirmiş bir durumda yakalanarak manidar başlamış olduk sürece.  Çok önemsedik aslında biz bu zaman dilimini. Kaygımızı yaşam enerjisine dönüştürmeye çalıştık. Çok işe yarıyor. Büyük bir üretme fırsatı olarak gördük, hayatın getirdiği bu dönemden değişip dönüşerek ve büyüyerek çıkmaya niyetlendik. Kızımıza ve kuklalarımızla erişebildiğimiz tüm çocuklara kozalarımızda olduğumuzu ve evlerden kelebek olarak çıkacağımızı anlattık. Ve incinin yürümesi yazın başında evde kalma yasaklarının bittiği zamana denk geldi. Kendi nazarında kelebek oldu aslında : ) Biz de daha önce hiç girişmediğimiz farklı iki oyunla çıktık bu süreçten. Bir çocuk ‘’Sen Büyürken’’ bir de büyük oyunu. ‘’Öfkenin Yakın Geçmişi’’  Bunun yanında yeni masallar ve hayallerle çıktık.

 Böyle anlatınca güzel oluyor evet çünkü bu bizim süreci yönetme seçimimiz; bununla birlikte süreç zordu ve zorladı elbette. Kaygıyı yaşam enerjisine dönüştürelim iyi bir fikir evet ama biliyorsunuz ki kaygının fazlası anksiyete yapıyor ve ekonomik olarak birçok meslektaşımız gibi biz de bu noktaya geldik ve altını özellikle çiziyorum; çünkü bu gerçekten zor, bir bebekle. Ve o bir buçuk yaşında. Carl Sagan, “o hatırlamadığımız ilk iki yıl hayatımızı yönetiyor” der,  işte tam o yaşlarda. Onun bilinçdışına bu yaşananları en olumlu şekilde nasıl aktarırız ruhsal olarak da hep buna çalışıyorduk bir yandan. Dünyanın büyük bir değişim sürecinde dünyaya geldiğini samimice,  bir bebeğe nasıl anlatılırsa tabii anlattık ona. Olumsuzlukların dönüşebileceğinin üzerinde durduk. Bu aslında zordu evet ama bize de iyi geldi. Biz bu süreçte de aile olarak ve Tiyatro Gülgeç olarak Üretmeye ve sevmeye devam ederek hayatta kaldık diyebilirim.

İstanbul’ da ekonomik olarak ve hastalıkla ilgili (İnci kızımız bir bebek olduğu için) fazla sıkışmaya başladık. Yazın ailelerimizin yanına Burhaniye Ören’ e geldiğimizde uzun süre çok arada kaldık, karar vermek hiç kolay olmadı. Uzun zamandır en azından yılın 6 ay kadar bir bölümünü doğada geçirsek doğadan şehre ürettiklerimizi götürsek gibi düşünüyorduk ama daha yaşlanınca olur sanıyorduk. Hayat bizi mecbur bıraktı. Kararı biz aldık gibi duruyor ama azıcık hayatın sözünü dinledik. Mantıklı olan buydu. Bir süre Dünya’ ya neler oluyor bunu izlemek ve biz değişen bu Dünya’ da hem bireysel hem tiyatro olarak hem de tabii anne baba olarak nasıl duracağız ne diyeceğiz bu kararları almak için bir geri çekilmek istedik İstanbul’ dan. İyi bir savaşçı geri çekilmeyi bilmeliymiş. Mücadeleye devam edebilmek için de yapıyoruz bunu aslında. Ve elbette daha sağlıklı üretmeye devam edebilmek için. 8 ay sonra İstanbul’ a da dönebiliriz, bambaşka bir şehre ya da bir köye de yerleşebiliriz. Gerçekten bilmiyoruz. Belirsizliğin içinde huzuru yakalamaya çalışıyoruz şu zamanlarda.

Aslında Üretebildiğimiz ve sevebildiğimiz her yer bizim evimiz bunu keşfediyoruz. Hem kendimiz hem kızımız doğanın hediyelerinden faydalanmak ve bunları seyircilerimiz ve takipçilerimizle paylaşmak istiyoruz.  Uzun zamandır eşyalardan arınmak istiyorduk, daha alternatif bir hayat düşlüyorduk, onu uygulama fırsatı olarak da gördük.

Ailelerimiz Burhaniye /Ören’ de; bildiğimiz yerde olmak istedik. Bildiğimiz yerden başlamak. Ekonomik, sağlık ve psikolojik olarak süreci yönetmenin daha kolay olabileceği bir yer Ören. Doğa ile içiçe. 8 ay burda olma kararı aldık. Biraz dünyayı izleyeceğiz ve sonra karar vereceğiz.  Ekonomik olarak zor bir süreç, tiyatroların tiyatronun var olması ve devamlılığı için çareler arıyoruz. Bizden seyircilerimizin yıllardır istediği bir şeydi kukla yapmamız, biz daha mesafeli duruyorduk. Şimdi kukla yapmaya başladık (İnstagram’ da tiyatrogulgec ve kuklagulgec hesabında kuklalarımız.) Kuklalarımızla çocukların doğum günleri için özel hikâyeler çekmeye başladık.

Yazdığımız oyunların provalarını burada yapacağız. Hem çocuklara hem de büyüklere masallar yazmaya ve kuklalarımızla anlatmaya da devam edeceğiz.

                                                                                                                                  

Bihter – Emre Saka

Tiyatro Gülgeç